İlhan Erdost'un Öldürülüşünün 30. Yılı (Mamak Askeri Cezaevi Önünde)

Bizler, Toplumsal Bellek Platformu üyeleri, bu ülkede payımıza düşen acıları tâ can evimizde yaşamak zorunda kaldık. Sevdiklerimizi siyasi cinayetlerde yitirdik. Bizi acılarda akraba ettiler. Düşüncelerimiz, yaşama bakışımız farklı olsa da; evimizin, yüreğimizin içine düşen korla, ortak paydamız olan acımızla birleştik; kocaman bir aile olduk. Büyümesini hiç istemediğimiz bir aile…

Bugün, bundan tam 30 yıl önce burada, ağabeyinin gözleri önünde işkenceyle can veren İlhan Erdost için toplandık. Alaz, Türküler ve Gül Erdost bugün buradaysa, adalet burada olmadığı içindir. Bizim yerimize adalet konuşmalıydı. Biz konuşuyorsak adalet yoktur. Kulağı olan işitsin!

“12 Eylül”, bir günün adı değil, bir dönemin adıdır. Hâlâ içinde yaşadığımız bir dönemin adı… Bizler sevdiklerimizi “12 Eylül”de yitirdik. Onlar, “12 Eylül”e giden yolda, askeri yönetim sırasında veya “12 Eylül”ün kurduğu düzende öldürüldüler. Şimdi bunun hesabını sormak için buradayız, adalet için buradayız.

Geçici 15. maddenin geçmesi 30 yıl sürdü. Peki, 12 Eylül’le hesaplaşıldı mı? Yoksa, hesaplaşma yeni mi başlıyor? Yürüdüğümüz ve yürüyeceğimiz yol sabrımızdan uzundur. Bu yolda atılacak her doğru adım, aslında çok gecikmiş bir adım olacak. Buna özen gösteren bir dili hepimiz hak ediyoruz. Öldürülen yakınlarımızın adlarını, ağızlarından düşürmeyen yetkililere sesleniyoruz. Susun ve işinizi yapın! Acıyı, üzüntüyü sahibine bırakın. Bedelini ödemediğiniz gözyaşlarınızı kendinize saklayın. Siyasi cinayetlerin aydınlatılması için verilen önergeleri dört kez reddettiniz. Reddeden sen, eksik bulan sen, eksiği tamamlayacak olan yine sen… Neyi bekliyorsun? Biz dert ortağı aramıyoruz, adalet arıyoruz.

Bizler çok şey yaşadık, gördük ve görmeye devam ediyoruz. Annelerimizin, babalarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin katillerinin Askeri Yargıtay’da beraat ettirildiğini, cezalarının adeta özendirici şekilde azaltıldığını gördük. O katillere, kanun kaçağı oldukları dönemlerde pasaportlar, ehliyetler ve evlilik cüzdanları verildiğini gördük. Adalete hesap vermesi gerekenler sadece tetikçiler değil, tüm bu süreçlerin sorumlularıdır.

Her birimiz yıllardır, ayrı ayrı adalet arayışımızı sürdürüyoruz. Kendi yitirdiğimize ağlarken utanmamak için bir araya geldik. Tüm bu davaların, hep birlikte takipçisi olacağız. Suç duyurularında bulunmaya devam edeceğiz. Yarın bu utancı yaşamak istemeyenler, çağrımıza destek olsun. Herkesi adaletin takipçisi ve üreticisi olmaya davet ediyoruz. Kulağı olan işitsin!

Not: Basın açıklamasını platform adına Rakel Dink okumuştur.