Faili meçhul bırakılmış siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybetmiş aileler olarak Toplumsal Bellek Platformu’nda bir araya geldik. Platformu örgütlemekteki amacımız, bu örgütlü cinayetlerin aydınlatılması ve tetikçilerin ardındaki azmettiricilerin ortaya çıkarılması için bir güç birliği oluşturmaktı. Böylece, tek tek başarısız ve güçsüz kaldığımız hukuk mücadelesinde, toplumsal ve siyasal duyarlılığı da harekete geçirerek, kaybettiğimiz yakınlarımızın kimler tarafından, neden öldürüldüğünü aydınlatabileceğimize inandık. Bu çabamızın, toplumsal barışa ve Türkiye’de benzer cinayetlerin bir daha işlenmemesine katkıda bulunacağı inancındayız.
Öncelikle, 11 Şubat 2010 günü TBMM’ye giderek, Meclis Başkanı, AKP, CHP ve BDP Grup Başkan Vekilleri, DSP temsilcileri ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ile görüştük. Sunduğumuz dilekçe ile Meclis bünyesinde, geniş yetkilerle donatılmış bir Araştırma Komisyonu kurulmasını, bu komisyonun idarenin ve yargının elindeki ilgili tüm verileri inceleyerek değerlendirmesini talep ettik. Kurgulanarak ve tasarlanarak katledilen yakınlarımızı ortadan kaldıran cinayetlerin tüm ilişkileri ile aydınlatılmasının, suçluların yargılanarak cezalandırılmasının devletin temel görevlerinden biri olduğunu bir kez daha hatırlattık. Bu görevin yerine getirilmesinin önündeki tüm engellerin - hangi kişi ya da kurumlar incinecekse incinsin- ortadan kaldırılmasını istedik.
Meclis’te görüştüğümüz her siyasinin bu kayıplardan derin üzüntü duyduğu ve bu karanlık geçmişin aydınlatılmasında pay sahibi olmak istediği izlenimini aldık. Ne var ki, araştırma komisyonu kurulması önerimizin, 6 Nisan günü Meclis Genel Kurulu’nda reddedilmesi, bu izlenimimizin yanıltıcı olduğunu gösterdi. Yeniden büyük bir düş kırıklığı yaşadık. Ancak umudumuzu tüketmedik.
AKP, Meclis İçtüzüğü’nün Araştırma Komisyonları’na yeterli yetkiyi vermediğinden hareketle, “İçtüzükte yapılacak değişikliklerle Meclis Araştırma Komisyonları’nda etkinlik sağlandığı zaman bir faili meçhul siyasi cinayetler komisyonunun kurulmasının daha faydalı olacağını” belirtip, Araştırma Komisyonu kurulmasını reddetti ve konuyu meçhul bir tarihe erteledi.
Oysa Toplumsal Bellek Platformu’nun Meclis’e verdiği dilekçede içtüzük değişikliği yapılarak Araştırma Komisyonu’nun yetkilerinin genişletilmesi önerisi zaten bulunmaktaydı. Ancak dilekçenin verilmesi üzerinden geçen bunca süreye rağmen bu konuda herhangi bir işlem yapılmadığı gibi, Araştırma Komisyonu kurulması da reddedilerek, yakınlarını kaybetmiş aileler ellerinde dilekçeyle Meclis kapısında terk edilmiş oldu.
Araştırma Komisyonları’nın yetkilerinin arttırılacağı bir içtüzük değişikliği, devlet sırrı kavramının içeriğinin sorgulanması, siyasi cinayetlerde zamanaşımının kaldırılması konularında başta AKP grubu olmak üzere Meclis’e baskı yapmaya devam edeceğiz.
Bizler, üzerimize düşen görevi yerine getirebilmek için oradaydık. Bu durumda reddedilen sadece bizim dilekçelerimiz olmuyor, katledilen kişilerin can hakları, onları katledenlerin ceza hakları da hiçe sayılmış oluyor. Gelecekte can güvenliğini sağlamak için yapılacak çalışmalar da bir anlamda reddedilmiş oluyor.
Hukuka, yaşama hakkının kutsallığına, bu hakkın ortadan kaldırılmasının
affedilmez bir insanlık suçu olduğuna inanan, vicdan sahibi tüm toplum
kesimleriyle birlikte ülkemizi bu ayıptan kurtarmak istiyoruz. Biz suçluyu
belirleyecek, suç tanımı yapacak, adalet arayışımızda kendi alet çantamızı
oluşturacak konumda değiliz. Biz, bize açıklama yapılmasını bekleyen tarafız.
Bir araya gelişimizin yarattığı güç ve duygu birliğinin, karşımıza konulan tüm
engelleri er geç ortadan kaldıracağına, zaman aşımına uğramış dosyaların yeniden
açılarak bugüne kadar karanlıkta bırakılmış siyasi cinayetlerin
aydınlatılabileceğine inanıyoruz.
Bugün, yazar edebiyatçı Ümit Kaftancıoğlu ve gazeteci Metin Göktepe’yi anarken, yıllar boyunca yalnız bırakılmış ailelerin de adalet çağrısını bir defa daha vurgulamak istiyoruz.
