12 Eylül Öncesinde İşlenen Cinayetlerin Katillerinin Salıverilmesi Hakkında Basın Açıklaması

5 Temmuz 2012 tarihinde, 3. Yargı paketiyle geçen geçici 3. Maddeye bağlı 6352 sayılı kanun sonucunda 12 Eylül 1980 öncesinde işlenen cinayetlerin tetikçileri salıverilmiştir. Aralarında 7 TİP’linin öldürüldüğü Bahçelievler Katliamından CHP Nevşehir İl Başkanı Zeki Tekiner’e kadar bir çok cinayetten sorumlu olan ve müebbet istenen katiller salıverilmiştir. İçlerinde olan Muhsin Keyha salıverilmesinin ardından, ''Bu süreçte emeği geçen, başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Bey'e, AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ Bey'e ve avukatlarıma teşekkürlerimi iletiyorum dedikten sonra ise “Bizler (ülkücüler) 1980 öncesinde kullanılmadık. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim" ifadelerini kullanmıştır.

5 Temmuz’da alınan 3. Yargı Paketi kararının ardından 7 Temmuz 2012’de ülkeye Belçika’dan giriş yapan Nevşehir’de 1980’de öldürülen Yavuz Yükselbaba’nın ve Zeki Tekiner'in tetikçilerinden olan Uğur Coşkun’un, 1991 tarihinde şartlı tahliye ile çıkmıştır. Elimizde olan bilgilere göre ise Coşkun 1993 yılından beri aranmaktadır. Coşkun’un bu kadar kısa zaman içinde, aranan bir kişi olarak ülkeye giriş yapmasının düşündürücü olduğunu da belirtmek gerekir. Uğur Coşkun yaptığı basın açıklamasında ise cinayetleri işleme nedenini "Bizler Allah için yaptık. Bu yolda çektiğimiz acılar Allah'ın bir lütfudur." diyerek açıklamıştır.

Yasal Süreç

Bahsi geçen yasa maddesi, 3. Yargı paketinin altında, alt komisyonda dahi yer almadan, korsan bir önerge olarak getirilmiştir. Bu maddenin geçmesi, Yargıtay’ın “çıkan iki kanundan, sanığa en lehe uygun olanı uygulanır” kararına aykırı olduğu da gözlemlenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler’in “Savaş ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlardan Suçlu Bulunan Kişilerin Belirlenmesi, Tutuklanması, İadesi ve Yargılanmasında Uluslararası İşbirliği Prensipleri”ni imzalayan bir taraftır. Savaş suçlarına ve insanlığa karşı zamanaşımının kabul edilmemesi ne kadar uluslararası hukuka aykırıysa insanlığa karşı işlenmiş suçların affa uygulanması o kadar hukuka aykırı olmalıdır. Aynı zamanda, geçirilen 6352 sayılı kanun, Anayasamızın 90. Maddesinin son bendine de aykırı niteliktedir.

Ceza Kanunumuzda 2004 yılından beri insanlığa karşı suç maddesi yer almaktadır. İlgili kanunun 76. Maddesinde ise, bu suçlar için zamanaşımının işlemeyeceği belirtilmektedir.

Kişiye Özel Af

İfade özgürlüğüne karşı işlenen tüm cinayetlerin “insanlığa karşı suç” sayılmasının altını bir defa daha çizerek, bu cinayetlerin “münferit” olmadığını ve “kişiye özel af” niteliğine büründürülen “ani yasa değişikliklerine” karşı olduğumuzu bir defa belirtmek isteriz.

Bizler, Toplumsal Bellek Platformu aileleri olarak, yaşadığımız ve yaşatılmak durumunda kaldığımız davalarda ceza almamışların ceza almasına uğraşırken, ceza alanların yasa değişiklikleriyle ödüllendirdiklerini gözlemliyoruz. Hrant Dink Davası’nda örgüt bağlantısı tüm kanıtlarıyla çıkmışken verilen aleyhte kararlar ile Sivas Davası’nın zaman aşımına uğraması, kırmızı bülten ile arananların “memleketlerinde ölü çıkması” gibi durumlarla yüzleşmek durumunda bırakıldık.

Toplumsal Bellek Platformu’nun TBMM Ziyaretleri

TBP olarak, bugüne kadar TBMM’yi, Başkanlık, Siyasal Parti Temsilcileri ve İnsan Hakları Komisyonlarını her iki dönemde de ziyaret ederek; bu cinayetlerin “insanlığa karşı suç” olduğunu, zaman aşımına karşı siyasi iradenin karar alması gerektiğini vurguladık. Ancak gelinen bu süreçte, bu girişimlerimizin, karşı bir ödüllendirmeyle sonuçlandığını bir kez daha acıyla gözlemliyoruz.

Soyadlarını taşıdığımız insanlar, bu ülkenin bellek taşlarıydı. Daha demokratik ve daha yaşanabilir Türkiye için çalışıyorlardı.

Bir defa daha vurgulamak gerekirse: bizler kan davası gütmüyoruz. Bizler “kana kan dişe diş” bir yaklaşımın peşinde de değiliz. Geçen yargı paketinin, tutuklu gazeteciler veya siyasetçiler için değil sadece suçları kanıtlanmış katiller için işletildiğini vurgulayarak, çocuktan katil yaratan bir düzenin yanında suçları kanıtlarıyla belirlenmiş katillerden mağdur yaratılmasına karşı olduğumuzun da altını çiziyoruz.

Ülkemizin, imzası bulunan uluslararası sözleşmelerde ilişkin yükümlülüğü bir defa daha hatırlatılarak, bu konu, kamuoyuna tüm acı ve netliğiyle sunulur…