Biz buraya sorgulamaya geldik.
Sorgulamak bilincimizin ve vicdanımızın, vatandaş olmamızın gereği. Kendi
ülkesinin savaş uçakları ile öldürülen 34 kişiden her bir Türkiye vatandaşı
sorumludur. Sorumlu olan sorgulanır. Etkin bir sorgulama olayı açığa çıkarır ve
her parçanın o olaydaki rolünü ortaya koyar.
Uludere de sorgulandı sözde. Ne olay açıklığı kavuştu ne de bir takım
dedikoduların ötesine geçildi. Yalnızca insanların nasıl parçalandığını ve
kaçıştığını ve çaresizliğini ve şaşkınlığını görebildik. Bu trajedi zamanın
sonsuz mezarlığında çürümeye bırakıldı.
Biz buraya sorgulamaya geldik. Önce kendimizi sorgulamaya geldik. Böylesine
mutsuz, böylesine sefil bir hayatı değiştirmeyi, değiştirecek yönetimi ve
yöneticileri seçmeyi nasıl başaramadık? Bizimkiler ve sizinkilerin ötesine hangi
hak edilmemiş şımarıklığımızla geçemedik? Aşiret, memleket, din yakınlığı
üzerinde ve ötesinde insanca yaşamak için dayanışma ve hoşgörüye nasıl
ulaşamadık? Aşımıza ve işimize nasıl sahip çıkamadık, gözümüzü kapattık,
kandırılmaya izin verdik? Sırtımızdan geçinen, kanımızı emen asalaklardan neden
yüzyıllar hatta bin yıllardır kurtulamadık?
Biz buraya sorgulamaya geldik. Devletimiz ne yaptı? Koskoca Mercedes'lerde
gezen, lojmanlarda kalan, yollukları Roboski'nin yollarında harcamayan devlet
görevlileri ne yaptı şimdiye kadar? Vicdanlarını kara gözlükleri ile karartıp,
bilincini iktidara teslim edenler, devlet kesesinden aldıkları ödeneklerle
adaleti ve eşitliği tüm ülkede hakim kılmaya görevli olanlar nasıl oluyor da
kasılarak gezebiliyorlar hala aramızda? Dün öldürülen aydınların davaları
sürüncemede bırakılmış, unutturulmuş, zamanla aşındırılmıştı. Bugün sıra kürt
kökenli vatandaşlarımıza gelmiş anlaşılan. Aş, iş, eğitim, sağlıktan uzak, dağ
başlarında el sürülmemiş bir coğrafyada taşlardan, kayalardan daha değersiz
yaşatılan sadece oy zamanı anılan insanların ne kendisi ne de gözyaşı sizden
değersiz. Tıpkı bizim gibi onları da babasızlığın, zamansız yitirilmiş
evlatlarının acısına prangaladın Türkiye Cumhuriyeti devleti.
Biz sorgulamaya geldik. İktidar karşısında sorgusuz hazırola geçenler, sorguda
ben bilmiyordum diye kıvıran apoletliler, mertçe çıkıp “Ben emir verdim,
sorumluluk benimdir!” diyemeyenler akademilerde bunu mu öğrendiniz? 34 kişinin
katliamını örten iktidara minnetinizi arttı, al gülüm ver gülüm aşamasına mı
geçtiniz? Daha dün Metris'te, Mamak'ta, Diyarbakır Cezaevi'nde çok kahraman
gözüküyordunuz. Askeri Yargıtay'da katilleri beraat ettirip bir sağdan, bir
soldan adam asanlar! Ne oldu da uçak kokpitlerine, karargah odalarına
saklanıyorsunuz şimdi?
Biz buraya sorgulamaya geldik. Yaşamak için katırcılığa, porsuk avlamaya,
çalmaya, dövüşmeye mahkum edilenler adına sorguluyoruz. Sendikasız, güvencesiz,
yarınını bilemeyenler adına sorguluyoruz. Çocuğundan önce gömülenler, kanadı
kırık kuşlar gibi büyüyenler, iyilik ederken kötülük bulanlar, adliyeden
kovulanlar, cenazesini satmayanlar adına sorguluyoruz. Şimdi daha kalabalığız,
ne yazık ki cenazelerimiz de daha kalabalık. Ölülerimiz ağzımızdan haykırıyor,
soruyor: “Biz size ne yaptık?” Biz soruyoruz: “Siz bize ne yaptınız?”
Biz buraya sorgulamaya geldik. Biz buraya sarılmaya geldik. Birbirimize sarılıp
adalet arayışımızda, insanca yaşam arayışımızda karşılıklı destek olmaya geldik.
Kim incinirse incinsin hep sorgulayacağız, hep sarılacağız. Siz düşünün
korkaklar, katiller, utanmazlar, madrabazlar: “Ne yapacağız?”
