Adaletsizliğe, zulme ve talana karşı milyonların sokağa
döküldüğü Haziran ayının üzerinden 7 ay geçti. En barışçıl protestoya dahi
ölçüsüz tepkiyle saldıran zihniyet 7 ay önce gencecik canlarımızı bizden aldı.
Ethem, Abdocan, Medeni, Mehmet, Ali İsmail ve Ahmet Atakan'ın ardından kaleme
aldığımız Toplumsal Bellek Platformu’nun bildirisinde bu gencecik canların
katillerini tanıdığımızı haykırıyorduk. Yıllardır devam eden ve hiçbir şekilde
adalet önünde hesabı verilmemiş cinayetlerin katilleri ile Gezi’de
kaybettiklerimizin katilleri aynıydı.
Aynı katiller 1948 yılında Sabahattin Ali'yi 2007'de Hrant Dink'i elimizden
aldı. Ve katili bildiğimizi haykırırken bir şeyin daha farkındaydık. Yıllardır
adaletin çürüdüğü mahkeme salonlarında suçluyu cezalandırmak bir kenara,
ödüllendiren bir hukuk anlayışı yine devreye girecekti. Tıpkı Abdi İpekçi'nin ve
Zeki Tekiner'in katillerini serbest bırakan, Madımak canilerinin davasını
zamanaşımına uğratan, Hrant Dink cinayetinde örgüt bulamayan, Metin Göktepe'yi
"sandalyeden düşüren", Yusuf Ekinci cinayetinin soruşturmasını atıl bırakmak
için savcıları alelacele değiştiren "adli süreçlerde" olduğu gibi.
Üzülüyoruz... Yine haklı çıktık. Gencecik değerlerimizi hunharca ellerimizden
alanlar göstermelik yargılamalarına başladılar ve adaleti kirletmeye devam
ediyorlar. Ethem'in davası için hazırlanan ve iddianameden çok sanık savunmasına
benzeyen iddianame aklımıza geliyor. Ali İsmail cinayeti ile ilgili davada
duruşmaların "güvenlik" gerekçesi ile Kayseri'ye alındığını ama diğer yandan
yargılamanın sağlıklı devam etmesini engelleyecek şekilde ifadelerin Ankara,
Eskişehir ve Hatay'da alındığını, kısaca yargılamanın 4 ayrı mahkemede
gerçekleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz.
Dünyanın en büyük adliye sarayı diye övünülen Kartal Anadolu Adliyesinde
avukatların talebine rağmen kamuoyunun ilgisinden uzak tutmak için 20 kişilik
duruşma salonunda yapılan Mehmet Ayvalıtaş ile ilgili davada cinayetin basit bir
kaza gibi gösterilmeye çalışıldığını görüyoruz. Hasan Ocak'ı, Ethem'i, Musa
Anter'i, Abdocan'ı öldürenler adaleti de öldürmeye çalışıyorlar.
Toplumsal Bellek Platformu aileleri olarak, 3 Şubat'ta Ali İsmail'in, 5'inde ise
Mehmet'in duruşmalarında olacağız. Onların aileleri bizim de ailelerimiz olduğu
için, oğlunun resmini elinden düşürmeyen ve onun yokluğuna dayanamayıp aramızdan
ayrılan Fadime Ana için, Ali İsmail'in çakmak çakmak bakan gözleri için, adalet
için, biraz olsun vicdanını dinleyen hâkimler görebilmek için orada olacağız.
Daha güzel bir ülke özlemiyle aramızdan ayrılan bu gençlerin anılarına sahip
çıkmak için herkesi desteğe davet ediyoruz.
Tüm ilgilileri ve yetkilileri ise hesap vermeye çağırıyoruz.
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
