Biz toplumsal bellek platformu aileleri olarak nice
öldürümler, nice acılar, nice hüzünler gördük. Sevdiklerimizin tabutlarının
ardından kalbimizde hep o taleple yürüdük: Adalet. Süreçte bu sözcük yalnızca
yakınlarımız için değil, ülkedeki herkes için ortak payda oldu. İstedik ki
kimsenin tırnağına bile zarar gelmesin. Acı en son bizim yüreğimizde soğutulmuş
olarak kalsın. Ama her vahşi öldürüm sonrası aynı sıkıntıları tekrar tekrar
yüreğimizde hissetmekten yorulduk. Mahkeme kapılarında adalet dilenmekten biz
utanır olduk. 15 Temmuz sonrasında ise arka arkaya gelen KHK’larla insanların
işsiz bırakılmasıyla, açlıkla ölüme terk edildiğini gördük.
Ülkemizde, yaşadığımız bu bedeli ağır günlerde, 15 Temmuz sonrasında,herhangi
bir hukuki ve siyasi gereklilik olmadığı halde 10 ayı aşkın zamandır devam eden
OHAL rejiminde, onca akademisyenin ihraç edilerek üniversitelerden
uzaklaştırıldığını; basının deyim yerindeyse susturulduğunu ve hatta pek çok
basın mensubunun tutuklandığını tekrar tekrar vurgulamak artık bize zul geliyor.
Dahası hukukun işletilmesi gerekirken böylesine hassas bir süreçte korkunun
egemenliğinde pek çok noktanın geriye itildiğini, bunun da insan haklarına ciddi
boyutlarda balyoz indirdiğini nefesimizde bile hissediyoruz. Dahası binlerce
insan, asgari hukuk kuralları dahi gözetilmeden çalıştıkları kurumlardan ve kamu
görevinden ihraç edilerek adeta sivil ölüme mahkum ediliyor.
Bir geceyarısı kararnamesi ile ne olduklarını anlamadıkları
bir biçimde kurumlarından hukuksuz yere ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen
ve öğretmen Semih Özakça, Türkiye’de kendileri gibi haksızlığa uğrayan binlerce
insanın durumuna dikkat çekmek ve işlerine iade edilmek amacıyla 186 gündür
Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi yapıyor.
Yaptıkları oturma eyleminin yetkililerde herhangi bir etki yaratmadığını gören
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 9 Mart’tan bugüne yani 68 gündür ise açlık
grevini sürdürüyor. Artık uzun süren bu açlık grevi sağlık durumları açısından
endişe verici bir noktaya gelmiş vaziyette.
Şu çok açık ki; biz Toplumsal Bellek Platformu aileleri kaybettiğimiz
yakınlarımızı geri getiremeyiz. Onlarca yıldır ardından koştuğumuz ve bir umacı
gibi dilendiğimiz adaletin tüm ülke sathında geçerli kılınması adına defalarca
kapılar yüzümüze de kapanabilir. Katillerimizi, ellerine pasaportlar verip
bambaşka ülkelere bile yollayabilirler. Ama gözümüzün önünde iki insanın
erimesini bize bahşetmeyin! Göz göre göre onların ailelerinin aynı sıkıntıları
yaşamasına vesile olmayın.
Ülkenin siyaseti içinde popüler dönemler geçicidir. Geriye yalnızca toplum
vicdanı kalır. İnanıyoruz. İnanmak istiyoruz.
Onları gülen gözleriyle yanımızda istiyoruz. Seslerine ses olun diyoruz.
#nuriyevesemihinaçlığınasesver
