Doğan Öz (1934, Afyon - 24 Mart 1978, Ankara), Türk hukukçu. Sultandağı'nda doğan Öz, ölümünden önce Ankara'da Cumhuriyet Savcısı Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Devletin içindeki Kontrgerilla yapılanmasını ve Türk derin devletini araştırırken, 24 Mart 1978 sabahı işe gitmek üzere evinden çıkıp arabasına bindiği sırada Ülkü Ocakları'nın bir parçası olan İbrahim Çiftçi tarafından öldürüldü. Öz'ün ölümünün gerçekleştiği koşullar ve suikastının kimler tarafından planlandığı, günümüzde bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Doğan Öz, 1934'te Afyon'un Sultandağı ilçesinde doğdu. Babası gezici başöğretmendi, kendi de bu sayede henüz küçük bir yaşta iken farklı farklı köyleri gezme ve yerel farklılıklarla tanışma fırsatı buldu. Ortaokul ve liseyi Afyon lisesinde okudu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1959'da bitirdi. Eskişehir, Çermik, Bolvadin, Konya, Elazığ, İnebolu, Mardin, Denizli ve Ankara'da savcılık yaptı. Kariyeri boyunca, çevresindeki kesimler tarafından "çetrefil" ve "tehlikeli" olarak görülen davalarla ilgilendi; Boldavin'de Nurcular aleyhine davalar açmış, Denizli'de Necmettin Erbakan'ın kardeşi Akgün Erbakan'ın Almanya'da topladığı paraları sorgulamıştı.
29 Ocak 1971 tarihinde Türk Hukuk Kurumu, Doğan Öz ile beraber Profesör Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Profesör Bahri Savcı’yı “Yılın Hukukçuları” olarak seçti.
Öz, 5 Ocak 1972'de Deniz Gezmiş ve 2 arkadaşı hakkındaki idam hükmü dahil TCK 43. md'de yer alan idam cezalarının kaldırılması için hakim ve savcılarla beraber 1.790 kişinin imzaladığı bir metni TBMM, Senato ve Başbakan'a iletenlerden oldu.
Öz, 19 Ocak 1978'de Ankara Turizm ve Ticaret Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinden Levent Özyörük'ü öldüren sanıkların Site Öğrenci Yurdu'na kaçtığını öğrenince o yurdun aranmasına karar verdi. Yurt, o dönemde katliamlara ve bombalı saldırılara kadar varan çeşitli militan eylemlerde bulunan Ülkü Ocakları tarafından bir karargâh olarak kullanılıyordu. Öz, Site Yurdu'na geldiğinde görevli polisler kendi gelmeden önce yurdu aradıklarını ve bir şey bulamadıklarını söylediler. Savcı Öz, kendi olmadan yapılan bir aramayı kabul etmeyeceğini bildirerek kendinin de bizzat katıldığı ikinci bir arama yapılmasını sağladı. İlk aramada temiz çıkan öğrenci yurdunda yapılan bu ikinci aramada dolaplarda saklanmış bir tabanca ve bir bıçak bulundu. Site Yurdu'nun aranması Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) taraftarlarını ve Ülkücüleri "oldukça rahatsız etmişti." Olayın ertesi günü MHP Konya Milletvekili İhsan Kabadayı, meclis kürsüsünden Doğan Öz'ü hedef göstererek: ''Sayın savcıyı kahinler mi çağırdı, falcılar mı çağırdı, eren evliyalar mı istimdat etti. Buradan yüce meclise ve mesul hükümete bildiriyorum. Polisin bizzat şahit olup ifade ettiği durum var. Fakat savcı Doğan Öz maksatlı şekilde öğrencileri tahrik ederek polisle çatışma yaratmak ve birtakım politik planları uygulamak neticelerini verecek imkanları bulmaktadır.''[1] tarzında bir açıklama yaptı. Öz, 6 Mart 1978 günü, bu öğrencilerden 70'i hakkında, Levent Özyörük'ü öldürmek, yasalara aykırı toplantı düzenlemek ve yasal olmayan yürüyüş yapmak suçlarından dava açtı. Levent Özyörük davası Doğan Öz'ün açtığı son davaydı.
Öz, ayrıca Kontrgerilla ile ilgili bir dava açmaya da hazırlanıyordu. İki sayfalık raporda, şiddet olaylarının "faşist bir düzen" kurmak isteyenlerce tezgâhlandığı, yönlendireninse CIA olduğu belirtiliyordu. Raporun bir kopyası öldürülmesinden sonra çekmecesinde bulundu. Sezen Öz, eşinin bu yüzden öldürüldüğünü düşünerek raporu dönemin başbakanı Bülent Ecevit'e ulaştırdı.
